

Bireysel emeklilik sistemlerinin yönetimi; gelirlerinin tahsilatından, portföy yönetimine, takas-saklamadan, emeklilik maaşının dağıtımına, talep halinde toplu ödemelerin yapılmasına kadar kapsamlı bir süreci ifade etmektedir.
Bireysel emeklilik sistemlerinde portföy yönetimi ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Maaş esaslı bir emeklilik sisteminde; aktüer yapı doğru kurulmuş olsa dahi, portföy yönetiminin zayıf olması, diğer bir ifade ile katkı paylarının plasmanından sağlanan verimin yetersiz olması, sistemin zayıflamasına yükümlülüklerin yerine getirilememesine yol açar ve bu durum emeklilik fonunun iflasına kadar gidebilecek sonuçlar doğurabilir. Prim esaslı bir sistemde ise yetersiz verim, sisteme yeni girişleri kısıtlayacağı ve sistemden çıkışları artırabileceği için emeklilik fonu açısından kötü sonuçlar doğurabilir.
Emeklilik sistemlerinin özelleşmiş bulunduğu ülkelerde çalışanlar, öncelikle emeklilik günlerinde sağlamak istedikleri gelirin tutarının ne kadar olması gerektiğine ve bu geliri elde edebilmek için hangi düzeyde bir riske katlanabileceklerini saptamalıdırlar. Kendileri ya da bu konuda uzmanlaşmış yatırım danışmanlarının yardımı ile, sağlamak istedikleri geliri elde edebilmek için hangi emeklilik fonuna veya fonlarına ne düzeyde ve ne süreyle prim ödeyerek katılmaları gerektiğini tesbit etmelidirler.
Türkiye'de kanunla kabul edilen düzenlemede emeklilik fonları portföy yönetiminin, kurum dışındaki uzman kuruluşlar ( portföy yönetim şirketleri) tarafından gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır. Emeklilik şirketinin SPK'dan portföy yönetim belgesi almış olan portföy yönetim şirketlerinden belirlenen kriterlere uyan ve SPK tarafından uygun görülenleriyle portföy yönetim sözleşmesi imzalaması gerekmektedir. Bu madde ile portföy yönetiminde uzmanlaşma amaçlanmaktadır.
Bireysel emeklilik sistemlerinde portföy yönetimi ayrıcalıklı bir öneme sahiptir. Maaş esaslı bir emeklilik sisteminde; aktüer yapı doğru kurulmuş olsa dahi, portföy yönetiminin zayıf olması, diğer bir ifade ile katkı paylarının plasmanından sağlanan verimin yetersiz olması, sistemin zayıflamasına yükümlülüklerin yerine getirilememesine yol açar ve bu durum emeklilik fonunun iflasına kadar gidebilecek sonuçlar doğurabilir. Prim esaslı bir sistemde ise yetersiz verim, sisteme yeni girişleri kısıtlayacağı ve sistemden çıkışları artırabileceği için emeklilik fonu açısından kötü sonuçlar doğurabilir.
Emeklilik sistemlerinin özelleşmiş bulunduğu ülkelerde çalışanlar, öncelikle emeklilik günlerinde sağlamak istedikleri gelirin tutarının ne kadar olması gerektiğine ve bu geliri elde edebilmek için hangi düzeyde bir riske katlanabileceklerini saptamalıdırlar. Kendileri ya da bu konuda uzmanlaşmış yatırım danışmanlarının yardımı ile, sağlamak istedikleri geliri elde edebilmek için hangi emeklilik fonuna veya fonlarına ne düzeyde ve ne süreyle prim ödeyerek katılmaları gerektiğini tesbit etmelidirler.
Türkiye'de kanunla kabul edilen düzenlemede emeklilik fonları portföy yönetiminin, kurum dışındaki uzman kuruluşlar ( portföy yönetim şirketleri) tarafından gerçekleştirileceği hükme bağlanmıştır. Emeklilik şirketinin SPK'dan portföy yönetim belgesi almış olan portföy yönetim şirketlerinden belirlenen kriterlere uyan ve SPK tarafından uygun görülenleriyle portföy yönetim sözleşmesi imzalaması gerekmektedir. Bu madde ile portföy yönetiminde uzmanlaşma amaçlanmaktadır.





