Bize Ulaşın Site Haritası Ana Sayfa English
Bireysel Emeklilik fonlarında biriken tasarrufların vergilendirilebileceği ya da diğer bir ifade ile vergi konusu olabilecek başlıca üç alan bulunmaktadır.

  • Katkı Payı Ödeme Aşaması
  • Birikimlerin Yatırıma Yönlendirilmesi Aşaması
  • Birikimlerin Katılımcıya Geri Ödenmesi Aşaması
Bireysel Emeklilik fonlarının vergilendirilebileceği söz konusu üç alanın her birini, fonlama süreçinde vergilendirmenin gerçekleşebileceği birer aşama olarak düşündüğümüzde, vergilendirme ya da vergi kapsamı dışında tutma (çeşitli vergi istisnaları ve muafiyetleri ile) yönündeki politika olasılıkları aşağıdaki şekilde ortaya çıkmaktadır:


1) Bireysel Emeklilik Sisteminde Katkı Payı Ödeme Aşaması

Bireysel Emeklilik fonuna yatırılan tasarrufların vergiden muaf tutulması durumunda, bu fonlara yöneltilen katkı payları belirli bir limite kadar vergiden muaf tutulmaktadır. Bu durumda, emeklilik tasarrufları vergi öncesi gelir üzerinden aktarılmakta ya da vergi sonrası gelir üzerinden aktarılıp daha sonra vergi matrahından düşülmektedir.

Bireysel Emeklilik fonlarına yatırılan primlerin vergilendirilmesi durumunda ise, primler vergi sonrası gelir üzerinden ödenmektedir. Emeklilik fonu priminin işverence ödendiği durumlarda ise, işverenin çalışanları adına emeklilik fonuna yaptığı ödemeler gider olarak kabul edilip vergiden düşülememektedir. Elde edilen gelirin sarf edilmesi ile tasarrufa yöneltilmesi arasında fark gözetmeyen bu tutum, emeklilik tasarruflarının vergilendirilmiş gelir üzerinden yapılmalarını sağlayarak marjinal gelir vergisi marjı üzerinden vergiye tabi tutmaktadır.


2) Bireysel Emeklilik Sisteminde Birikimlerin Yatırıma Yönlendirilmesi Aşaması

Bireysel Emeklilik fonlarının vergilendirilebileceği bir diğer aşama, bu fonların sevkedildiği yatırımlardan sermaye kazancı, temettü ve faiz gibi yatırım gelirlerinin elde edilme safhasıdır. Yatırım gelirlerinin vergilendirilmesi uygulamasına, genellikle, her türlü geliri vergilendirme saiki ile hareket eden ülkelerde rastlanmaktadır. Ayrıca, enflasyonun hüküm sürdüğü ortam ve / veya dönemlerde, yatırım gelirlerinin nominal getirilerinin değil enflasyondan arındırılmış reel getirilerinin vergilendirilmesi gerekmektedir. Enflasyon muhasebesi ya da enflasyondan arındırma tekniklerinin uygulanmadığı ortamlarda, gelir vergisi rejimi bireysel emeklilik fonlarını erozyona uğratıcı bir etki yapmaktadır.

Bu noktada belirtmek gerekir ki, yatırım gelirlerinin vergilendirilme şekli, bireysel emeklilik fonlarının plase edileceği varlık gruplarının tespit edilmesinde belirleyici rol oynamaktadır. Örnek olarak, sermaye kazançlarının enflasyona endekslenip faiz ve temettüler için endekslemenin yapılmadığı ortamlarda, emeklilik fonu yatırımlarının hisse senedi gibi yüksek sermaye kazancı sağlayan menkul kıymetlere yöneldiği görülmektedir. Diğer taraftan, yatırım gelirlerinin vergilendirildiği ülkelerde, dönem sonlarında henüz gerçekleşmemiş yatırım gelirlerinin vergiye tabi olup olmayacağı konusu genellikle sorun oluşturan bir husus olarak ortaya çıkmaktadır. Bireysel Emeklilik fonu yatırım gelirlerinin vergilendirilmediği ülkelerde ise, bu fonların vergiden muaf ortamda gelişme imkanı bulması istenmektedir.


3) Bireysel Emeklilik Sistemi Birikimlerin Katılımcıya Geri Ödenmesi Aşaması

Emeklilik tasarruflarının vergilendirilebileceği son aşama, emekliliğe hak kazanıldığı dönemde fondan emeklilere yapılan ödemelerin vergilendirilmesidir. Emeklilik fonundan yapılan ödemelerin vergilendirildiği ülkelerin bir bölümü "toplu ikramiye" ya da "emekli aylığı" gibi çeşitli adlar altında yapılan ödemelerin tümünü aynı koşullarla vergiye tabi tutarken, diğer bir bölümü oluşan bu tasarrufların aylıklar halinde veya toplu olarak çekilmesi durumlarında farklı vergilendirme koşulları uygulamaktadırlar. Farklı vergilendirme yöntemi izleyen ülkelerde genellikle karşılaşılan usül, emeklilik tasarrufunun toplu ikramiye şeklinde nakden ve defaten kullanılmasını daha az cazip kılacak yüksek vergilendirme koşulları getirmektedir.

Bireysel Emeklilik fonlarının faaliyette bulunduğu ülkelerde kamu otoritesi, yukarıda açıklanan bireysel emeklilik vergilendirme konularından bir veya birden fazlasını vergiye tabi tutmak suretiyle gerekli vergilendirme işlemini gerçekleştirmektedir. Bireysel Emeklilik fonlarına uygulanan istisnai vergi rejiminin temelinde, "harcamaların vergilendirilmesi, tasarrufların ise vergi kapsamı dışında tutulması" mantığı yatmaktadır. Bu saik ile hareket edilince, tasarruf edilen ve tasarrufların plase edildiği alanlardan elde edilen gelir, harcama dönemine kadar vergilendirilmemektedir. Emeklilik tasarruflarının istisnai vergilendirildiği ülkelerde bireylerin emeklilik döneminde elde edilen gelir düzeyi çalışma dönemindekinden daha düşük olduğu için, vergilendirmenin bireylerin marjinal vergi diliminin gerilediği 3. Aşamada gerçekleşmesi bireyler açısından bireysel emeklilik fonlarını cazip kılmaktadır. Bu sayede, bireyler çalışma dönemindeki kazançlarının bir bölümünün vergisini hem vergi ertelemesi yoluyla emeklilik döneminde ödemekte, hem de oransal olarak çalışma döneminde tabi olduğu yüksek dilimler üzerinden değil, emeklilik döneminin daha düşük vergi dilimleri üzerinden vermektedir. Ayrıca, çalışanların emeklilik döneminin başlangıcına kadar bu tasarrufların vergilendirilmemesi, emeklilik fonlarının vergisiz bileşik ( compounded tax - free ) getirilerle hızlı bir büyüme göstermelerine imkan sağlamaktadır. Böylece, emeklilik fonlarının normalde vergiye tabi alanlarda yaptığı yatırımlara vergi muafiyeti tanınması, vergi arbitrajı ortaya çıkartarak emeklilik programları lehinde bir statü oluşturmaktadır. Uygulanan vergi teşvikleri sonucunda, emeklilik hesaplarında oluşan birikimler, özellikle orta gelir grubundaki çalışanların en önemli tasarruf kalemlerinden biri haline gelmiştir.